23 Kasım 2016 Çarşamba

Westworld Bölüm 8: Ne Oluyor Şimdi?


Diyeceksiniz ki, 7 bölüm yazmadın, neden şimdi yazıyorsun. Açıkçası diziyi zaten 6. bölümünden yakalayabildim. Herkesin "yeni bir GOT geliyor" naraları atarak tanıttığı dizinin belki sofistike atmosferi ve şiddet/seks konusunda sansürsüz tutumu benziyor olsa da, neredeyse aynı seviyede olduklarını söylemek zor. Ben Westworld'u beklediğimden katlarca fazla beğendim üstelik. Uzaktan hiç de çekici görünmüyordu hem de. Sonuçta Jonathan Nolan'ın imzası diyebileceğimiz karakterlerin fazla zekice ve felsefik cümlelerle dolaşıp durması bile beni diziden soğutmadı. "Inception"da da alışık olduğumuz o izleyiciye kendini "zeki" hissettiren tonun hayranı değilim ama. Yine de ister istemez kendini fazla ciddiye alan bu ton, Westworld'de işe yarıyor ve dizi yer yer "mindfuck" moduna giriyor. Kafam iyiymiş gibi hissediyorum o anlarda.

Nitekim 7. bölüm benim için hayalkırıklığıydı. Bernard'ın robot olması büyük bir şok değildi, dahası o kadar geliştirilmiş bir karakterin birkaç bölüm içinde robot olarak twistlenmesi hoşuma gitmedi. Fazla zorlama buldum, ne yalan söyleyeyim. Dahası Bernard'ın Arnold'ın anılarını sahiplendiği ayrıntısı da dikkat çekici olsa da, beni çok mutlu etmedi. Acaba beklentilerim fazla mı yüksekti? 2 önemli karakter dizinin son 5 dakikası içerisinde harcandı gibi hissediyorum. Theresa'ya da bayılmazdım ama Hale gelir gelmez resmen harcandı.

8. bölüm ise "mindfuck" konusunda bir adım öteye gitti. Sorulara cevap vermek yerine, daha çok soru yaratmak konusunda Lost ile yarışabilecek bir bölümdü. Dolores'in Arnold ile ilişkisindeki yerine göz atma fırsatımız oldu. William'ın Siyah Adam ile aynı kişi olduğu teorisini güçlendiren zaman kırılmalarına göz attık. Arnold'ın da canını sıkıp kafayı yemesine sebep olan mevzuunun robotlarla ilgili vicdan azabı olduğunu duyduk. Maeve'in kaçış planı ise olanca başarısızlığı ile ilerliyor. Tamamen 2 salak tamircinin eline bakan süreç tam olarak nasıl bir isyan hareketine dönüşecek bilmiyorum. İçimden bir ses Maeve'in yakalanıp, reset'leneceği ve tekrar bilinç kazanmak zorunda kalacağı yönünde. (Tıpkı geçmişte olduğu gibi.) Edi ile Büdü'nün neden bu kadar ileriye gittiğine dair inandırıcı bir açıklama alamayacağımız aşikar. Ama en azından Siyah giyen adam ile ilişkisini ufaktan çözmeye başladık. Belki Arnold'ın ölümünden sonra bıraktığı anahtarlardan biri de Maeve'dir ve Ford'un oyununu bozacaktır, kim bilir. Şimdilik süreci iyi yönetemedi ve kendini daha boktan bir duruma soktu. Dizi bu noktadan nasıl alıp yürüyecek bilmiyorum. Çünkü Maeve'in hikayesi eskisi kadar çekici gelmiyor. Dolores-William ikilisi de resmen ilerleyemiyor.

5. ve 6. bölümlerde açıkçası dizi bence çok iyi bir yönde ilerliyordu. Şu an ise yolunu şaşırmış gibi. Nolan elbette bir şekilde işleri yoluna koyar. Ama bu sezonun ortalarında hissettiğim o "şahane" hissiyat elbette sürmedi. Zaten bunu sürdürmek de kolay değil, koskoca Twin Peaks'ın bile bir noktada sıçabildiği bir dünyada yaşıyoruz. Yine de daha güzel hamleler yapılabilirdi. Westworld dev bir bütçeye, şahane oyuncu kadrosuna, güzel bir konuya sahip bir dizi. Aynı anda Blade Runner, The Good, the bad and the ugly ve Inception tadında kaç tane eser gördük ki? Bence sonunda birilerinin android ruh sağlığıyla ilgilenmeye başlaması bile güzel bir gelişme. Bilimkurgu sinemasının daha çok bu tür konularda fikir yürütmeye ihtiyacı var.

Lafı gelmişken, muhteşem Arrival ile kariyerinde ayrı bir zirveye uğrayan Denis Villeneuve, yıllar sonra gelecek olan Blade Runner 2049'ın çekimlerini yapmakta. Bu haber beni mutlu etti zira kendisi iyi bir senaryo ile her zaman iyi işler çıkaran bir yönetmen.

Neyse bu yazı da burada bitsin. Son 2 bölümün daha iyi olması dileğiyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder