Kategoriler

oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2016 Cumartesi

Hearthstone Güncesi: Gadgetzan Legendary'lerine Ayrıntılı Bir Bakış Pt. 4


Seriyi yazarken en önemli legendary'lerden birini unuttuğumu fark ettim: Kazakus. Şu ana kadar elime 3 adet MSoG legendary minion'ı geçti ve bir tanesi kendisi. Ne kadar iyi bir kart olduğunu, ne kadar işime yaradığını anlata anlata bitiremem. Inkmaster Solia da bulabilirsem, rank 10 ve üzerine çıkmak pek zor olmayacak.

Kazakus


Bu kartı ne kadar övsem azdır. Blizzard'ın dehasının ürünü olan bu kartın ne gibi artıları olduğunu anlatayım. Öncelikle sadece 4 manada kullanılabiliyor. Bu da onu Brann Bronzebeard için mükemmel bir arkadaş haline getiriyor. Genelde önceli el Brann'i yaşatmaya çalışıyorum ve bir adet 5 manalık bir adet de 10 manalık büyü yapıyorum. Çoğu zamanda removal yerine geçebilecek "deal x damage to all minions, ressurrect x minions" kombosu yapmaya çalışıyorum. Kazakus'u kullanabilmek için deckinizde her karttan bir adet bulundurmak zorundasınız. Bu nedenle mage olarak oynayacaksanız mesela Flamestrike veya Blizzard gibi büyülere denk gelme ihtimaliniz azalacak. Bu açıdan size inanılmaz bir kaynak sağlıyor. Tabi büyüyü ihtiyacınıza göre kendiniz üretebilirsiniz. Warlock iseniz demon summon edebilir, Priest'seniz minionlarınızın sağlık seviyesini arttırabilirsiniz. Sanırım Kazakus'un zayıf olduğu tek class Rogue, çünkü Beneath the Ground büyüsü sayesinde deckinize 3 adet Nerubian kartı sokuyor. Bu sayede Reno Jackson'ı da bu kart ile birlikte etkisiz hale getiriyor. Ama bunun dışında sizi zor anlarda düzlüğe çıkaracak dev bir kart. (5/5)


Sergeant Sally


İlk bakışta çok matah görünmeyen bu kart, aslında eşi benzeri olmayan bir removal olarak işlev görüyor. Hele Warlock iseniz sınırlı sayıda removal büyüsüne ulaşım imkanınız olduğundan, bu karta Power Overwhelming vererek rakibinizin bütün minionlarını kolayca temizleyebilirsiniz. Tabi güzelliği diğer Warlock kartları gibi kendi minionlarınıza zarar vermiyor olmasında. 3-4 manalık bir Flamestrike gözüyle de bakabilirsiniz. (3.5/5)


Shaku, the Collector


Shaku, son zamanlarda popüler olmaya devam eden Burgle rogue için üretilmiş bir kart. Bu deck dışında ne kadar faydalı olacağı konusunda şüpheliyim. Stealth özelliği size en azından 1 kart sağlayacağını garanti ediyor. Diğer yandan statlarının biraz düşük olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen yerde 1 el kalacak bu kart, elbette uygun deckte israf olmayacaktır ama bu expension'ın zayıf legendary'lerinden biri olacak. (2.5/5)

Geriye yalnızca 3 legendary kaldı. Onları da serinin son bölümüne kaldılar.

Not: Bu yazı yazılırken Kanye West'in dinlemekte çok geç kaldığım ve eleştirmenlerin olumsuz yorumlarına rağmen başarılı bulduğum "Life of Pablo" albümünü dinliyordum.

14 Aralık 2016 Çarşamba

Hearthstone Güncesi: Gadgetzan Legendary'lerine Ayrıntılı Bir Bakış Pt. 3

Bölüm 1 için buraya tıklayın.
Bölüm 2 için burayı tıklayın.

Son günlerde gerçekten "Kazakus secret freeze mage deck"'imle 17-13 rank arasını ele geçirmiş Jade Druid'lerle boğuşmaktan oyundan zevk alamaz oldum. Metanın tekrar dengeye gelmesi belli ki biraz vakit alacak, bu süre zarfında olabildiğince az oynamayı düşünüyorum. Nerflenmesi gereken kartların başında 1 manalık druid secret'ı geliyor. Oyunun sonuna doğru kendi kendinin 3'er kopyasını çıkarması ile birlikte çin seddi gibi golemleri önünüze döşüyor.

Neyse legendary incelemesine kaldığımız yerden devam edelim.

Madam Goya


6 manalık bir minion için oldukça düşük statlarına rağmen madam goya gerçekten işe yarayabilir mi? Kullanışlı olabileceği birkaç durum aklıma geliyor. Bunlardan ilk özellikle Kazakus ya da Reno Jackson gibi anahtar kartları tekrar dolaşıma sokabilecek olması. Bu açıdan kendi kendine Entomb yapma kartı olarak da görülebilir. Bunun dışında 6 manada kullanılması durumunda deck'inizden Ysera, Y'Shaarj ya da Malygos gibi bir kartı yere koyabilir ki bu otomatik olarak oyunu kazandığınız anlamına geliyor. Ama yüzde 90 durumda bu kadar şanslı olmayacağınızı söyleyebilirim. Bu da Madam Goya'yı tasarımı en güzel ama bir yandan en rastlantısal kartlardan biri haline getiriyor. Belki statlarını biraz daha yüksek tutsalardı daha tercih edilir olurdu. (3/5)

Mayor Noggenfogger

Bu expansion'ın en orijinal kartı karşınızda duruyor. Bir çeşit misdirection jeneratoru gibi işleyen Mayor'un farkı kendi minionlarınıza vuramıyor oluşunuz. (Animasyonu sadece görsel amaçla bu mümkünmüş gibi gösteriyor.) Mayor rakibinizin size saldırmaya korkacak hale getirebilir. Yerde 3 veya üzeri minionınız varsa bu daha da tedirgin edici. 10 manalık bir Pyroblast'ı size atmaya çalışırken yerdeki 1/1'lik miniona harcama ihtimali de, elindeki 5'lik Arcanite Reaper'ı size vurmaya çalışırken 7'lik bir miniona kafa göz dalmak zorunda kalmaları ihtimali de yüksek. Bu açıdan faydalı gibi görünse de yukarıda 9 mana olduğunu gören herkes bir şekilde bu kartın sadece eğlence amaçlı kullanılması gerektiğine ve aklı olanın deck'ine koymayacağına ikna oluyordur. Mayor eğlenceli bir kart ama tempo kaybınız o kadar büyük olacak ki sonrasında toparlamanız zor. (2.5/5)

Patches the Pirate


Blizzard gerçekten mi? Bu kartı mı bize reva gördün. Pirate serisinden oldum olası hoşlanmadım. Bu kart da doğru bir kombo ile oldukça işe yarayabiliyor. Oyunun başında kullanmanız durumunda yerde 1/1lik bir tempo kazancınız oluyor. Diğer yandan bu kartı Rogue olarak kopyalamazsanız bir böcek gibi ezilip gideceği de ortada. Pirate Warrior ya da Rogue değilseniz kullanmanız sadece kart israfı olacaktır. Blizzcon'da süper bir kartmış gibi tanıtılması aklıma geliyor da, hala anlayamıyorum. (2.5/5)

Raza the Chained


İşte Priest'in hakettiği muhteşem kart. Bu kart o kadar güzel ki, yere indiği andan itibaren tempo avantajı sonsuza kadar size geçmiş demektir. Tıpkı Justicar Trueheart gibi bu etkiyi ortadan kaldırmanın tek yolu Dirty Rat gibi bir şey kullanıp battlecry etkisini by-pass etmek. Yoksa hele Justicar da atılmışsa, bedavadan 4 health hele de Auchenai Soulpriest ile bedavadan 4 hasar vurmak da mümkün. Hele shadow forma geçerseniz ortalığı dağıtırsınız. Üstelik 5 manaya 5/5'lik statıyla bile yerde önemli bir yer kaplıyor. Priest decklerinin vazgeçilmezi olacağı kesin. Şu an en çok aradığım legendary oldu bile. (5/5)

Dipnot: Bu yazının yazımı sırasında M.I.A. - Borders ve Kanye West - Fade dinlenmiştir.

13 Aralık 2016 Salı

Hearthstone Güncesi: Gadgetzan Legendary'lerine Ayrıntılı Bir Bakış Pt. 2

İlk bölüme buradan ulaşabilirsiniz.

Şimdilik MSoG'dan çok keyif aldığımı söyleyemem çünkü meta aniden Jade Golem druidleriyle dolup taştı. Bu türe face gitmek dışında bir çözüm bulabilmiş değilim. Freeze mage'imle bile zorlanıyorum. Sanırım Jade spell'leri biraz nerflenecektir. 1 manaya dev golemler atmak oyunun sonuna doğru çok kolaylaşıyor ve kazanmanızı imkansızlaştırıyor.

Neyse, yine bir nöbet gecesi kaldığım yerden devam ediyorum.

Inkmaster Solia


Inkmaster Solia, benzerlerini ilerleyen kartlarda da göreceğimiz bir özelliğe sahip. Büyücü ekibimizin ana kartı olan Kazakus'a yardımcı bir Mage kartı gibi görünüyor. Solia aslında göründüğünden daha çok işe yarayabilecek bir kart. Blizzard, belirgin bir şekilde büyücü grubunu tıpkı Reno Jackson deck'leri gibi "highlander" formatta hazırlamamızı istiyor. Deckinize her karttan bir tane koymak elbette büyük bir risk, çünkü istediğiniz kartın elinize gelmeyeceğini ve daha çok yaratıcılığınızı kullanmak zorunda kalacağınızı söyleyebilirim. Çoğu zaman elinizdeki malzemelerle harikalar yaratmanız gerekiyor. Solia, Kazakus'u 4. elde attığınız takdirde yaptığınız 10 manalık büyüyü, ya da Pyroblast gibi 10 manalık abartılı bir büyüyü bile 0'a atmanızı sağlarken size ciddi bir tempo avantajı kazandırıyor. Özetle Kazakus-Reno Jackson'lı decklerde fazlası ile kullanışlı ve kesinlikle dust'a dönüştürülmemesi gereken bir kart. (4/5)


Knuckles



Goril ailesinin yeni legendary üyesi Knuckles, 5 manaya göre oldukça sıradan statlarıyla ilgi çekici olmaktan uzak. Hunter için yeri temizlerken bir yandan face gidebilme şansı vermesi nedeniyle elbette facehunterların ilgisini çekecektir ama 5 mana zaten agro bir oyun için oldukça ileri bir aşama sayılır. Bu açıdan Knuckles, ortalama değerde bir minion ve çoğu zaman arzulanan etkiyi göstermeyecektir. Olur da oyun bir şekilde uzarsa ve yer ufak tefek minionlarla dolu olursa elbette faydalı da olabilir. Yine de çok çarpıcı bir kart değil ve hunter için ortalama bir legendary kartımız daha oldu. Sanırım zaten King Krush dışında da elle tutulur legendary kartı olmadı zavallı Hunter'ın. (3/5)



Krul the Unshackled


Hepimiz biliyoruz ki, Demon'lar en sevilen minion türü değil. (Pirate'lar kadar da kötü değiller o ayrı mesele.) Çoğu zaman sadomazo davranışlar sergiliyen bir minion tipi olan demonlar genelde birbirilerine çok yardımcı olmuyorlar. MSoG ile bu biraz değişti, artık bütün demonlara +1/1 veren kartlarımız da var. Blizzard elbette insanları daha fazla demon kullanmaya özendirmeye çalışıyor. Krul, bu konuda çok başarılı bir kart bence. Yine Kazakus gibi, her karttan bir tane olması şartı koşarak, bol demon'lı bir deckin, Deathwing, Dragonlord'u olmaya hazır. Üstelik bu bir deathrattle değil, yani rakibinizin yapacak pek bir şeyi yok. Koyun veya kurbağa yapsa bile yere inecek 2-3 demondan kurtulmak için iyi bir alan büyüsü atmak gerekecek. Ben oldukça başarılı ve oyun bitirici buldum. Adeta Warlock için bir N'Zoth. (4/5)



Kun the Forgotten King


İşte bu expension ile gelen en iyi kartlardan biri, muhtemelen Cenarius'u geçebilecek kalitede bir legendary var karşımızda. İki seçenek sunuyor olması şu anlamda önemli, eğer topdeck olarak çekerseniz de en azından 10 armor alıp bir el daha hayatta kalabilirsiniz ama eğer eliniz minion doluysa çok büyük bir avantaj sahibisiniz artık. Attığınız anda tekrar mana kristallerinize sahip oluyorsunuz. Bu kartı Aviana ile birlikte kullanırsanız rakibiniz için oyun bitmiş demektir. Yeri kocaman kartlarla kaplayabilir ve sanırım Brawl ya da DOOM dışında hiçbir şeyle mücadele edilmez hale getirebilirsiniz. 7/7'lik bedeni ise bedavaya attığınızı düşününce çok iyi. Bunu bulup da kullanmayan Druid düşünemiyorum. Kraftlamak için de oldukça ideal bir kart. (5/5)

Bu yazı yazılırken acil serviste 3 farklı hasta tarafından bölündüm, arkada ise Aphex Twin çalıyordu. Yarın devam etmeyi düşünüyorum. Sizin de dikkatinizi çeken kartlar varsa yorumlarda paylaşabilirsiniz.

3 Aralık 2016 Cumartesi

Hearthstone Güncesi: Gadgetzan Legendary'lerine Ayrıntılı Bir Bakış Pt. 1

Sonunda uzun süredir beklenen ve oyunun mekaniklerini oldukça değiştireceği beklenen Mean Streets of Gadgetzan (MSoG) geldi ve hepimiz bir süredi biriktirdiğimiz altınlarımızla ve oyunun cimrilikler verdiği 6 paketi açıp birkaç legendary'ye rastlamak için dua ettik. Ben 24 pack açtım ve çok mutluyum ki Kazakus'a denk geldim. Normalde pek şanslı biri değilimdir ama bolca Epik de buldum ki bu açıdan memnunum. Ama diğer yandan bir anda dolaşıma giren 132 kartı nasıl hazmedeceğimi bilemedim. Nasıl bir deck kurmak lazım diye düşünüp duruyor insan. Elbette Kabal ailesi Reno Jackson tadında highlander deckler, Grimmy Goon ailesi silah ve minionları upgrade eden sistem üzerine kurulu deckler ve Jade ailesi de artık meşhur olmuş Jade Golem sistemi ile karşımıza çıkacak gibi görünüyor. Ama kulağa geldiğinden çok daha zor, dengeli bir deck yaratmak.

Tabi açılan pack'ler aynı kartlarla dolu olunca (çok şükür Blizzard ilk günkü bug'ı düzeltti.) elimiz dustla doldu. Şimdi yeni bir legendary yapmak için acele etmemeli diye düşünüyorum, biraz daha beklemeli. Yaptığınız legendary 1 ay sonra size bir packten çıkabilir. Yine de çıkmasını isteyeceğiniz ya da görür görmez kırmak isteyeceğiniz legendaryleri birbirinden ayırmak için genel bir bakış atmak istedim. Alfabetik sırayla gideceğim.

Auctionmaster Beardo


Bu kart, hearthstone top decks sitesinde 5 üzerinden 2.2 ile en düşük puana sahip legendary olabilir. Nereden baksanız kullanışsız gibi görünüyor, ama şu açıdan da bakmak lazım. 3 mana 3/4lük bir minion zaten fena değil, üstelik Coin kartını saklarsanız 2 kere hero power kullanmak kolay ama çok uzun bir ömrü olmayacağı ve erken oyun için üretildiği de belli. Belki kontrol Mage tarafından 1-2 manalık basit büyüler arasında kullanılabilir ya da daha sonra adı geçecek olan yeni Priest kartı olan Raza, The Chained ile güzel bir ikili olabilir. (Raza oyunun kalanı boyunca hero power'ı 0 manaya atmanızı sağlıyor.) Warrior da Shield Slam için kasabilir, sonuçta büyüleri oldukça ucuz. Onun dışında tavernlerde falan göreceğimiz bir kart. (2/5)

Aya Blackpaw



Aya, Jade ailesinin üçlü classs legendary'si. Yani oyundaki ağır toplardan biri olması gerekiyor. Şu haline bakıldığında oyuna girerken ve çıkarken arkasında bir minion bırakıyor olması başlı başına iyi. Bir de bu minion'ın tahminen 4/4 ve 5/5 şeklinde olacağını da akılda tutmak lazım. (Öncesinde başka Jade Golem kartları oynanmışsa.)  Tabi bu kartı N'Zoth tan tutun Brann Bronzbeard'a kadar bir sürü kartla kombo olarak kullanabilirsiniz. Ben daha çok Rogue kartları iyi görünüyor ama 6 mana oldukça pahalı Rogue curve'ünde. Druid içinse peynir ekmek gibi gidecektir. Kısacası ilk bakışta pek çarpmayan ama biraz düşünülünce oldukça işinize yarıyacak bir minion. (4/5)


Don Han'cho


Grimy Goon'ların temel üçlü class legendary'si de bu yapışık ogre ikizler. İlk bakışta yine çok çarpıcı bir etkisi yok, ama Grimy Goon'ların genelde bu +/+ etkisi ile çalışacağından bahsetmiştik. Bu kartta problem, etkinin hangi karta gideceğinin belli olmamasında. Bunun yanında bu tarz büyük minionlarla baş etmenin pek çok yolu var. En doğru kullanım alanı charge minionları bufflamaya çalışmakla olabilir. 1 manalık 1/1'lik Stonetusk Boar'u 6/6'lık yere atmak nereden baksanız çılgın bir avantaj sağlıyor. Kısacası bu kartla zarar etmeyeceksiniz hiçbir şekilde, ama ne Kazakus gibi eğlenceli bir yönü var, ne de Aya gibi taktiksel bir eğlence sunuyor.  Brann Bronzbeard ve Sadece bir minionı güçlendiriyor ki bu da hiç kötü değil elbette. Doppelganster diye bir kart var bu expensionda, henüz görmediyseniz ona bir göz atın ve bu kartla ne kadar abartılı bir uyum gösterdiğini görünce şaşıracaksınız. (4/5)

Finja, the Flying Star


Finja, murloc kelime oyunlu kartların yenisi. 5 mana bir murloc için en yüksek değerlerden biri, ama nereden baksanız yere 2 tane minion çağıracak kadar güçlü. Bu açıdan bir murloc deck için kötü bir kart olduğunu söyleyemem. Ama burada ayrıntı, bir minion öldürme zorunluluğundan geçiyor. Karşıdaki minion ölmezse aldığınız hasarla kalırsınız ve bir şey de olmaz. 5 manayı 2/4'lük bir miniona ayıracaksanız, gerçekten stealthi kaldıracağınız anı iyi kullanamanız lazım. Ben murlocseverlerin çılgınlar gibi peşinden koşacağını düşünmüyorum. Belki mana değeri 4 olsa ya da bu hali ile epik olsa da yeterli olabilirdi. "Anyfin can happen" tarzı deckler için elbette anahtar minionları pat diye yere koyması açısından çok daha değerli olacaktır. (2.5/5)

Genzo, the Shark


Uyanıklığı ile isim yapmış Genzo, tam agro kart çekme makinesi. Eğer Warlock değilseniz Hunter ve Warrior agro decklerinde en büyük eksiği kartların bittiği zaman topdecke mahkum kalmaktı. Şimdi bu sorunu bu kartı hayatta tuttuğunuz sürece sona erdiriyorsunuz. Warrior yine hadi neyse, çok fazla kart çektiren spell'i var ama Hunter kart çekmek konusunda ciddi problemler yaşıyor. Şimdilik biraz erken ama en azından 4. ele geldiğinde kartı kalmayacak olan face hunter'lar bir deneme sürüşü yapmalı. Onun dışında 4 manada 5/4 zaten fena bir değer değil. (3/5)


Hobart Grapplehammer


İnceleyeceğim ilk class legendary'si, iyilerden bir tanesi diye düşünüyorum. Bir warrior için, hele hele pirate oynuyorsa, silahının vuruşunu 1 arttırmak çok avatajlı. Gorehowl'un 7 değil 8 olması da keza oyunu baştan aşağı değiştiriyor (Ragnaros'u alabilmek gibi mesela.) Nereden baksanız pek zarar edilecek bir minion değil, 2 mana 2/2 zaten fena değil zaten. Özellikle bol silah kullanan pirate decklerde yer almalı diye düşünüyorum. (3.5/5)

1 Aralık 2016 Perşembe

Mean Streets Of Gadgetzan'dan Bug'lı Açılış

Türkiye Avrupa server'ına bağlı olduğundan oyuna henüz ulaşamadık ama Amerika'daki türdaşlarımız çoktan oynamaya başladı bile. Çoğu oyuncu 50 pack'lik pre-order yapmıştı, malum 170 küsür kartı zamanla açmak oldukça uzun süreceğinden. Herkes çılgınlar gibi pack'lerini açmış ve ortaya şöyle garip bir sonuç çıkmış. 3-class'lı kartlar diğer bütün kartlardan daha sık ortaya çıkıyor. Hatta aşırı sık çıkıyor bile diyebiliriz.

Forbes'te bugün bir yazı yayınlandı. Yazıyı yazan kişi 100 adet pack açtığını ve sonuçta neler çıktığını anlatmış. Her pack'te en azından 1 rare olması gerektiğini biliyoruz, her 5-10 pack'te 1 epik ve 20 pack'te 1 de legendary çıkması gerekiyor belirtilen istatistiklere göre. 100 pack'ten sadece 3 tane legendary çıkmasının hayalkırıklığından bahsetmiş. (Bu arada 50 pack Blizzard armağan etmiş, 40 kendi altınlarıyla almış, 6 pack oyun veriyormuş, gerisini de parasıyla tamamlamış.) Sonuçta 3 Legendary kartın da 2'si aynı kart çıkınca gerçekten canı sıkılmış adamın. Dahası Blizzard'ı insanların oyuna para harcamaları için kart oranlarını manipüle etmekle itham etmiş. Sonrasında 60 pack daha açmış ve 3 legendary daha bulmuş. (Bir tane diğer 2 aynı legendary'nin golden olanıymış :))

173 karttan 4'ünün aynı kart olma ihtimali?
Sonrasında 160 pack açmış biri olarak bazı kartların çok sık olarak aynı pack'lerde karşısına çıktığını fark etmiş. Bunu biraz araştırınca internette bir dalga insanın bu kart sıklığındaki bug hakkında şikayet ettiğini görmüş. Birkaç saat sonra da Blizzard açıklama yapmış. Şu an bu durumu fark ettikleri ve inceledikleri şeklinde. Ama tabi o kadar paraya ve altına kıyan insanlar bazen aynı pack'te karşısına çıkan 4 aynı kartı çoktan dust yapmış durumda. Blizzard'ın bu problemi tam olarak nasıl çözeceğini merak ediyorum. Çünkü para kazanmaya çalışırken tekrar oyuncularının güvenini kaybetmiş oldu.

Bu manzarayı görmek istemezdim.
Ben de bir süredir bu expension için altınlarımı biriktiriyorum. Yarın oyun bize de bedava 6 pack verecek -belirli görevler sonucu- ve biriktirdiklerimle de pack alıcam. Ama bir yandan eğer bu sorun çözülmeyecekse altınlarımı harcamak da istemiyorum. Daha kötücül bir bakış açısı ise Blizzard'ın bunu kasıtlı yaptığını düşünenler de olacaktır. Ben oyuna minimum para harcamaya çalışan biri olarak (birkaç wing satın almak dışında harcamam olmadı) açtığım 20 pack'ten de aynı kartlar çıkarsa tam bir hayalkırıklığı olacak. Öyle bir durumda kendimi Wild moda doğru yelken açarken görebilirim.

Özetle, Blizzard'ın problemi çözdüğüne dair mesajı gelene kadar altınlarınızı packlere harcamamanızı öneririm. Sonrasında geri dönüşü olmayacaktır.

30 Kasım 2016 Çarşamba

Mean Streets of Gadgetzan'a Giriş


Yarın Mean Streets of Gadgetzan geliyor. Hearthstone herhalde ilk defa bu kadar büyük bir değişimden geçiyor. Oyunun artık eski heyecanını kaybettiği ve oyuncu sayısında azalma olduğunu gören Blizzard, yepyeni bir oyun yaratmaya girişmiş. Whispers of the Old Gods iyiydi, Karazhan fena değildi. Oyunu hayatta tutacak bir miktar taze kan sağladılar. Ama bu durumun kalıcı olmayacağı belliydi, bu açıdan HS ekibi için oldukça devrimsel bir adım bu.

MSoG hakkında konuşacak yazacak çok şey var. C'thun'da olduğu gibi yeni dinamikler geliyor, daha önce olmayan class ayrımları yapılıyor. Bunları burada daha sonra tartışmak mümkün. O kadar çok değişiyor ki oyun, dengeye gelmesi uzun sürecektir. Gadgetzan bir şehir ve bu şehir suçluların gezindiği, farklı mafyavari ailelerin birbiriyle savaştığı bir yer. Yıllardır tanıdığımız 9 class, 3'erli gruplar halinde bir araya geliyor.

Grimy Goons: Hunter, Paladin, Warrior (savaşçı aile) 
Kabal: Mage, Priest, Warlock (büyücü aile)
Jade Lotus: Druid, Rogue, Shaman (suikastçi aile)

Bu aile ayrımının şöyle bir önemi var. Artık bazı neutral minionları her class kullanamayacak. Bazı kartlar sadece Kabal ailesine açık olacak mesela. Benzer bir şekilde "random kart" kazandıran büyü kartları da bu şekilde işleyecek. Yani bir Hunter, random olarak Hunter, Paladin ya da Warrior kartı çıkarabilecek. Bu tabi işleri karıştırıyor ve sonsuz kombinasyona olanak sağlıyor. Son zamanlarda birbirinden kart çalan burgle-vari deckler popülerdi. Bu iyice bu konuda kafaları karıştıracak ve eğlenceyi arttıracak gibi görünüyor. (Bir Hunter'ın elindeli, Paladin kartını çalan Priest görürseniz şaşırmayın.)

Şimdi dikkatimi çeken birkaç karttan ve oyun stilinden bahsetmek istiyorum. Bu kartlar ne kadar tutacak, meta'daki diğer kartlarla ne kadar uyum sağlayacak, gözüktüğü kadar işe yarayacak mı bilmiyorum.

Jade Golem



Öncelikle Jade Golem'den bahsetmek lazım. Yeni C'thun olacak gibi görünüyor çünkü. Bu kartın özelliği şu, Jade Golem ile etkileşen kartlar mevcut. Hepsi de işe yarayan, güzel kartlara benziyorlar. Jade Golem özellikle Jade Lotus ailesine özel. Jade Golem asla direk olarak elinizden oynayacağınız bir kart da değil. Yaptığınız büyüler ya da attığınız minionlar ile summon oluyor. Ve trick noktası şu, her seferinde 1 fazla ile summon oluyor. Yani ilk çıktığında 1/1, sonra 2/2 ve böyle gidiyor. İşin daha da iyisi bu bir geliştirme gibi görünmediği için, silence ile susturulamıyor da. Yani çok aşırı güçlü bir kart var karşımızda. 3 class'ın da (rogue, shaman, druid) 4-5 adet ayrı jade golem kartı var ki bunların kombinasyonu ile daha da fazlası yaratılabiliyor. C'thun 1 veya 2 kere oyuna giriyor ve battlecry ile epey bir ortalığı temizliyordu ama Jade her seferinde baştan doğuyor ve tekrar öldürülmesi gerekiyor. Hangi removal ile temizlenecek bilemiyorum.
Mesela şu karta bir göz atın ve dediklerimi tekrar düşünün:

Mistress of Mixtures

Bu ufak kart, tahminlerim doğruysa, çok büyük işler başaracak. Son zamanlarda artan agro deck'lerle başa çıkmak neredeyse imkansız hale gelmişti. 4 veya 5. elde biten oyunlar zevk vermekten çok, sadece hızla rank basamaklarını tırmanmak isteyenlerin mezesi oluyordu. Hunter veya Warlock ile oynamak çok can sıkıcı hale gelmeye başlamıştı özetle. Blizzard da bu konuda sonunda düzgün bir adım atmaya karar vermiş. Murloc dışında agro decklere pek yatırım yapılmamış MSoG'da. Bu kart da 1. elden 2/2lik bir gövde ile rakibinizin oyunu hızlıca domine etme girişimlerini etkisiz bırakacak güce sahip. Ufak olmasına bakmayın, tam bir anti-agro silahı.

Drakonid Operative

Sadece bu kart bile MSoG ile sonunda tekrar eski gücüne kavuşacak Dragon Priest hakkında bir fikir veriyor olmalı. (Daha çılgın Dragon kartları da mevcut.) Bir zamanlar en çok sinir bozan ve aşırı güçlü olan bu deck, tam da bunun gibi, karşınızdakinin 3 kartını görmenizi ve aralarından birini seçmenizi sağlayacak şahane kartlarla popüler olacak. Tahminim Jade Golem'den sonra en üst sırada olacak. (Priest seven ve Purify sonrası ağlayanlara duyurulur.) En kötü yere 5 manaya 5/6'lık bir minion bırakacak olduğunuz için asla gözünüz arkada kalmayacak.
 Ysera büyülerini anımsatan bu büyü de mesela yukarıdaki argümanımı destekliyor.

MSoG Legendary minionlarını ayrı bir yazıda inceleyeceğim için şimdilik burada bir son veriyorum.

27 Kasım 2016 Pazar

Bir Hikaye Anlatım Formu Olarak Oyun: Gone Home (2013)


Video oyunlarını hala sanat eseri olarak kabul etmekte zorlanıyorsanız, bu muhtemelen internet kafelerde oyun oynayan insanların "adam öldürmek" ya da "paladin basmak" dışında bir şey hissetmediklerini düşündüğünüzdendir. Uzaktan bakınca elbette bilgisayar oyunları "kazanmak" ve "kaybetmek" arasında bir çizgide seyrediyor ve çoğu zaman insanı bu şekilde tatmin ediyor. Sinema gibi, video oyunlarının da mainstream olanları ve indie olanları mevcut. Bu açıdan gerçekten "eğlenmelik" bir oyun yapmaktan uzak duran ve bir hikaye anlatım formu olarak oyunları kullanan sanatçılar da var. Söz konusu ana karakteri canlandırdığınız bir filmden ne farkı var ki bazı oyunların? 

"Gone Home" bir günlük "bedava" olması sayesinde adını duyduğum ve merak edip indirdiğim bir oyun. Herhalde beklentim olmamasından kaynaklı bir aşırı uyarılma yaşadım, çünkü karşımda mükemmel bir oyun duruyordu. Bu kazanıp kaybedeceğiniz bir oyun değil. Tek seferden fazla oynanacak bir oyun da değil. Ölmeniz bile ihtimal dahilinde değil. Sadece karşımızda gizlenmiş bir hikaye var, ve oyunun bize ödülü bu hikayenin parçalarına ulaşmamıza izin vermesi. Hikaye demişken, bu öyle bir hikaye ki, bu kadar güzel bir aşk hikayesini herhangi bir oyunda görmemiş olabilirsiniz. Ne kadar övsem az olacak diye korkuyorum.


1995 yılında geçiyor hikayemiz, Avrupa gezisinden evine dönmüş bir genç kızı oynuyorsunuz. O kadar uzun zaman olmuş ki, ailemizle bağlantımız bile oldukça kopmuş. Eve döndüğümüzde bomboş buluyoruz. Bu arada ev de alışık olduğumuz bir ev değil, çünkü hikaye ilerlediğinde anlıyoruz ki bu ev babamıza miras kalmış ve biz yurtdışında iken taşınılmış. Odamıza vardığımızda sadece koliler buluyoruz. Tabi bizi karşılayan en önemli ayrıntı da kapıda bizden 2 yaş küçük kardeşimizin bıraktığı not. Kendisi evden kaçtığını söylüyor ve özür diliyor.

Gone Home için tam olarak şunu söyleyebilirim: Hadi hikayeyi bulalım! Oyun tam olarak dev bir konakta yavaş yavaş gezinmek, sağa sola bırakılmış notlar ve mektuplar üzerinde neler olup bittiğini çözmek üzerinde. Hadi kardeş evden kaçmış ama anne baba nerede? Hadi onu geçtim, bir de evde yaşadığı söylenen bir hayalet var, ki evin ürkütücü atmosferi sırasında her an karşınıza çıkacağı gerilimi devam ediyor. Bir yerden sonra garip bir ergenliğe geçiş hikayesi ve hayalet hikayesi, tam anlamıyla sıcacık bir aşk hikayesine evriliyor. Bu sıradan bir aşk hikayesi de değil üstelik. Yavaş yavaş genç bir kızın duygularını tanımlaması, kendi kimliğini bütünleştirmesi ve gerçek aşkı ortaya çıkarması üzerine kurulu. Burada spoiler vermemek adına ayrıntıya girmiyorum, ama oynarsanız gerçekten etkileneceksiniz. Hatta yer yer gözlerim bile yaşardı itiraf ediyorum. Black Mirror'ın 3. sezonunun 4. bölümü "San Junipero" da benzer bir iz bırakmıştı kalbime. (Kendisi hakkındaki incelememi burada bulabilirsiniz.)


Oyunun grafikleri abartılı düzeyde değil, ama ayrıntılar ve tasarımlar tam olması gerektiği gibi. Karşımızda onlarca odadan oluşan bir ev var ve her odanın her çekmecesi karıştırılabilir düzeyde. Ki karşımıza gizli geçitler ve odalar da çıkıyor ki oyun adım adım yeni bölgeler açıyor. Basit bir kurşun kalemden, karmaşık bir yemek masasına kadar her tasarım büyüleyici. Dahası yavaş yavaş 90'lar girl power alt kültürüne doğru ilerlediğimiz ve hatta bir fanzini inceleme fırsatını bile bulduğumuzu söyleyebilirim. Oyun çekme kasetlerle dolu ve bulduğunuz zaman şahane punk ya da post-punk şarkıları ile ödüllendiriliyorsunuz. Oyunun soundtrack'inin oyunla ilgili en güzel şeylerden biri olduğunu söylemeliyim.

Kısacası, bu oyunu özellikle bilgisayar oyunu sevmeyen ama iyi bir hikayeyi izlemek için de sabrı olan insanlara öneriyorum. İlk başta sizi çıldırtmayacak, ama bittiğinde de hiç unutamayacağınız bir deneyim olarak kalbinize kazınacak.

29 Eylül 2016 Perşembe

Bir Güvercin Flörtleşme Simülasyonundan Fazlası: Hatoful Boyfriend


Başlığı okuyanların ufak bir şaşkınlık yaşadığını tahmin ediyorum. Bu yazıyı da neredeyse kimse tarafından okunmayacağını varsayarak yazıyorum zaten. Hatoful Boyfriend Japonya sınırlarından çıkıp gelen, visual novel türü oyunların en ilginç örneklerinden biri. Visual novel ne diyecek olursanız, bunlar bilgisayar oyunu ama aynı zamanda roman. Eskiden okuduğumuz ve seçtiğimiz seçeneklere bağlı olarak sonu değişen (53. sayfaya git.) romanların gelişen teknoloji ile birlikte aldığı yeni şekil. Japonya bu türün en popüler olduğu yer. Visual novel'lar genelde manga yazarları tarafından kaleme alınıyor ve çizimleri de çoğu zaman klasik anime çizimleri şeklinde oluyor. Bu konuda ayrı bir dosya yazmayı düşünmekle beraber şunu soracak olanlara cevabımı baştan vereyim: "Madem kitap okuyacağız, neden oyun oynuyoruz?" Bunlar düz metinler değil, görsel olarak ve yer yer sadece bir bilgisayar oyununda görebileceğimiz efektlerle desteklenen, bir kitap okumaktan ziyade bir filmde oynamak ve filmin gidişatını değiştirmek gibi bir hissiyat var.

Neyse, gelelim bizim yazımızın konusu olan Hatoful Boyfriend'e. Bu noktada yazacağım hiçbir şeyden sorumlu değilim sanırım. Bu oyun neredeyse kulağa şaka gibi gelen bir fikir ile yol alıyor. Gelecekte, kuşların evrimleşip insanlar kadar zeki olduğu, hatta bir şekilde insanları geçerek alfa tür olmayı başardıkları bir dünyada, en zeki kuşların (genelde güvercinlerin) okuduğu bir okulun tek insan öğrencisi olarak okula başlıyoruz. Evet, kuşlarla dolu bir okuldaki tek insan biziz ve onlarla beraber yaşıyoruz. Hikaye de tam olarak bu okulda geçirdiğiniz 3 dönem üzerine kurulu. Klasik olarak önce okula başlayıp, tek tek karakterleri tanımaya başlıyoruz. Oyunun en güçlü olduğu konu, karakterizasyonun başarısı burada kendini gösteriyor. Oyunun başında dilersek, karakterlerin anime çizimi olarak insan versiyonunu da görebiliyoruz. Oyun bunu muhtemelen ileride gelecek romantik ilişkileri kafamızda daha iyi kurabilmemiz için yapıyor. Açıkçası ben karakterlerin kuş versiyonları ile hiç problem yaşamadım. Sanırım kuşları da insanlar kadar sempatik bulabiliyorum. Ve oyundaki kuşlar, gerçek kuşlar. (Fotoğrafları incelerseniz demek istediğimi anlarsınız.)

En yakın arkadaşınız Ryouta ile tanışın. Evet, bildiğiniz güvercin.
Oyun yaptığınız kritik seçimlere bağlı olarak bambaşka bir karakterle yakınlaşmanızı ve başka bir hikaye yaşamanıza izin veriyor. Yani ana karakterler -ki sayıları 7-8 civarı- kendi hikayelerine sahip ve siz hangisine yakın olmak isterseniz başka bir oyun deneyimi yaşıyorsunuz. Bu da oyunun tekrar oynanabilirlik seviyesini oldukça yükseltiyor. Burada hikayelerin başarısına dikkat çekmeliyim. Kütüphaneden dışarı çıkmayan sessiz bir kuş ile arkadaşlık kurmaya başladığımızda kendimizi bir hayalet öyküsü içerisinde bulurken, okulun popüler ve serseri güvercini ile yakınlaşırsak dedektiflik hikayesinin içerisine giriyoruz. Okulun doktoru, çılgın bilim adamı diyebileceğimiz karakterin hikayesi ise neredeyse bir korku filmi izlemek gibi. Sürprizi bozmamak adına çok fazla içeriği açmayacağım ama oyun aşırı tatlı ve absürd derecede şeker görüntüsünün altında sizi zorlayacak pek çok numara saklıyor.

Steam bana oyunu 7 saat boyunca oynadığımı söylüyor. Açıkçası bunun 3-4 saati, oyunun gizli sonunu açtıktan sonra oynandı. Oyundaki ana karakterlerin sonlarını açtığınızda ve sonra tekrar oyuna girdiğinizde size başka ve alternatif bir oyun sunuyor Hatoful Boyfriend. Eğer bunu oynamayı seçerseniz, genel olarak hikayenin çok daha dışında, ağır bir korku ve bilimkurgu hikayesinin içerisinde buluyorsunuz. Emek harcayan oyuncular için, kuşların neden zeki olduğu, insanların nasıl yenildiği, bu okulun ne amaçla kullanıldığı gibi pek çok sorunun cevabı bir cinayet öyküsü ile birlikte soap operaya varan düzeyde cevaplanıyor. Oyunun bu kısmını oynamamış biri, gerçekten oyunu oynamamış sayılır çünkü gerçekten dudak uçaklatan ve bazen bokunu çıkaran bir hikaye yazımı söz konusu.



Oyunun sanırım en şok edici yanı, gerçekten sizi güvercinlerle dolu bir dünyaya bırakırken, bunu çok doğal, adeta nefes alırcasına rahat bir şekilde yapması. Oyunun derinlere gizlenmiş mesajı da bu sanırım. Hoşgörü. İnsanların birbiri ile olan itiş kakışmasını, bambaşka bir tür ile uyumlu bir şekilde yaşamanın önemi üzerinden anlatırken, mantık hataları gibi gelen ayrıntılar (kuşlarla aynı yemekhanede, onların yemeklerinden yiyoruz ya da beraber koşu yarışı yapıyoruz.) benimsediğimizi ve bir kuş ile insan olmak arasındaki ayrımın ortadan kalktığını görüyoruz. Bu cümledeki absürdlüğün farkındayım, ama gerçek bu. Kulağa şaka gibi gelen bu oyun, yeterince oynarsanız, kuşlara bakış açınızı değiştirebilir. Şahsen ben gördüğüm güvercinleri eskisinden ayrıntılı inceliyorum. (Bazılarınızın çipetpet dediğini duyar gibiyim.)

Steam'de indirimde yakalarsanız alın, aksi takdirde fiyatı bir pahalı. Visual novel ya da manga sevmeyen birinin ne kadar hoşun gider emin değilim ama pek çok derginin (jayisgames.com dahil) yılın oyunu ödülünü kendisine verdiğini de hatırlatmak isterim.

23 Eylül 2016 Cuma

Hearthstone Güncesi #5: Hangi Neutral Legendary'yi Yapmalıyım?

Hep belirttiğim gibi, çok profesyönel bir oyuncu değilim. Ama oyunda yeterince zaman geçirdim ve oynamadığım zamanlarda da maç izler gibi internette usta oyuncuları takip ediyorum. Son yazımda deck oluştururken dikkat edilecek genel birkaç unsurdan bahsetmiştim. Bu yazıda ise temel mevzulara devam ediyorum.

Oyuna yeni başlayan oyuncuların genelde elinde C'thun dışında bir legendary olmuyor. Çok fazla pack açmadıkça da bunlara rastlamak zor. Özellikle en iyilerden bazılarını ancak solo adventure'lara altın harcarsanız ulaşabiliyorsunuz. Ama elbette bir gün 1600 dust'a ulaşıyorsunuz ve aklınızda o soru var: hangi legendary'yi craft etmeliyim? Açıkçası benim için oldukça net bir cevabı vardı bu sorunun ama yine de oldukça ince eleyip sık dokumuştum. Benim zamanımda her deck'in temel taşı olan Dr. Boom ilk yaptığım legendary olmuştu. Meta o günlerden beri oldukça değişti. Şu anki metada hangi legendary daha çok işe yarar biraz bundan bahsedelim.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, özel olarak ilerlemek istediğiniz bir karakter varsa o class'a ait legendary'lere göz atmak gerekir. Ben bu yazıda neutral legendary kartları ele almayı düşünüyorum. Elbette çok çok iyi class legendary'ler var ama o başka bir yazının konusu olacak. Özellikle belli bir classa yönelmeyi düşünmüyorsanız zaten ilk dustlarınızı class legendarylerine harcamanızı tavsiye etmem. Her deck'te kendine yer bulabilecek kartlar uzun vadede daha çok işinize yarayacaktır.

Başka bir tavsiyem de gaza gelip, elinizde fazla olmayan kartları kullanmam diye düşünüp kırmamanız. Çünkü en işe yaramaz görünen kartı bile bir gün arayabilirsiniz. Bizzat başıma geldi. Kart kırmak yerine pack açmanızı ya da arena'ya girerek dust biriktirmenizi tavsiye edebilirim. İlla legendary lazım diyorsanız, size tavsiyem Blackrock Mountain'ın ilk wing'ini 700 altına açıp Emperor Thaurissan'ı almanız. Oyunda dust harcamadan elde edebileceğiniz en iyi legendary kart kendisi.

Şimdi gelelim 3 temel karta...

1-Sylvanas Windrunner



Sylvanas'ı ilk sıraya alırken hiç şüphe duymadım. Eğer 1 kart yapacaksanız, bu Sylvanas olmalı. Sylvanas oyuna girdiği an oyunun tüm akışını değiştiren bir kart. Çünkü rakibinizi zorlu bir seçimde bırakıyor. Ya elindeki tüm kartları kırarak Sylvanas'ı ortadan kaldırmalı, ya onu yok sayarak size saldırma veya yeri temizleme şansı vermeli. Daha zekicesi ise yeri ufak minionlarla doldurup onlardan birini kapmanızı ummak, ama bu fazlası ile işi şansa bırakmak oluyor. Sylvanas'ın Moat Loarker ya da N'zoth ile mükemmel bir ikili olduğunu, hatta Barnes ile 1/1 olarak yaratıldığında bile şahane işe yaradığını da belirtmek lazım. Bunu almayacağınız çok az deck var, onlardan biri de Zoolock ile Facehunter olsa gerek. Bunun dışında nereye koyarsanız koyun sırıtmayacak.

2-Alexstrasza

Karttaki görüntüsüne bakmayın, kendisi oldukça hoş bir hatundur. Aynı zamanda ejderhaların en güçlüsü olarak bilinir. Chromaggus, Neferian ya da Ysera'yı da küçümseyecek değilim ama hiçbiri bu kart kadar değişken bir kullanıma sahip değil. Kullanmak için oyunun uzaması gerekiyor, bu nedenle yine agro decklere konacak bir kart değil. (Agro decklere zaten legendary koymaya gerek yok.) Alexstrasza oyunun sonunda ortaya 8/8'lik bir cisim olarak düşüyor, üstelik karşıdakinin canını kaç olursa olsun 15'e çekerek. Bir Mage için, elinde 2 Fireball olması durumunda oyunu kazandığı anlamına geliyor. Daha ilginç bir kullanımı da kendi canınızı 15'e çıkarması. Bunu da agro decklere karşı savunma amaçlı kullanabilirsiniz. Çünkü yerde 8/8'lik bir minion dururken hala size saldırması karşı taraf için oldukça zor olacaktır.

3-Ragnaros The Firelord



Bu kartın tarihi çok eski, ilk oyun çıktığı dönemlerde en popüler kartlardan biriydi. Sonra Dr. Boom gibi bir klasik ile pabucu dama atılmıştı. Şimdi Standart setin gelmesi ile herkesin elinde görür olduk. Tekrar popülerliğini geri kazandı diyebiliriz. Haksız da değil kullananlar, çünkü Ragnaros başka hiçbir kartta olmayan bir güce sahip. Kime vuracağını kontrol etmek pek mümkün olmasa da, oyuna girdiği anda, Sylvanas gibi bütün dengeleri değiştiriyor. Diyelim yerde bir minion var ve Ragnaros attınız, %50 şans ile zaten minion ölecek ve Ragnaros hiçbir güç kaybı yaşamamış olacak. Eğer rakibinize vurursa, 8 hasar almış olacak ve hala onu yok etmenin bir yolunu bulması gerek. (Big Game Hunter eskisi kadar popüler değil.) Dahası silence edilmesinin de bir faydası yok, bu sefer de kendisi saldırabilir hale geliyor. Sanırım en büyük zayıflığı yine Sylvanas, çünkü onu öldürürse karşı tarafın eline geçebilir. Bu da oyunu kaybettiğiniz anlamına gelebilir. :)

Bu 3 kart şu aralar en çok işinize yarayacaklar. En azından başlangıç olarak bu üçünün elinizde bulunması gerekiyor. Bunlara harcadığınız dust'a asla üzülmezsiniz ama bir Harrison Jones gibi teknik bir kartı yaptığınız için pişman olabilirsiniz. Ama size tavsiyem gerçekten pack açarak dust edinmeden önce, biriktirdiğiniz altınlarla adventure wingleri açmanız olacak. Çünkü en güzel legendary'lerin bir kısmı orada gizli.

Zamanla class legendaryler ve solo adventure'da gizli kalan cevherleri incelemeye devam edeceğim.

22 Eylül 2016 Perşembe

Bitmesini İstemediğiniz Hikaye: Undertale (2015)


Bağımsız oyunlar dünyası, benim gençliğime göre oldukça gelişti. Steam gibi platformların sayesinde de daha çok kişiye ulaşabiliyor ve satış rakamları da diğer büyük firmalardan çok aşağıda kalmıyor. Çok az oyun ise, neredeyse şu an piyasa olan bütün oyunlara orta parmak göstererek radikal bir yol çizerek ortaya çıkıyor. Bağımsız oyun platformu bile birbirini tekrar eden "open world" oyunlar, yaratıcı bir fikirle ortaya çıkan platformerlar ya da puzzlelar ve pixelli grafikleri dışında pek bir şey sunamayan rpg'lerle dolup taşmış durumda. Her yıl birkaç oyun, tıpkı bağımsız oyun fırtınasını başlatan Braid, Bastion ya da Cave Story kadar etkileyici ya da devrimsel olabiliyor. Daha önce bu sayfalarda gözüm yaşlı bahsettiğim To The Moon veya deneysellikte sınır zorlayan Pony Island gibi oyunları rahatlıkla bu listeye alabilirim. Ama bu listenin en üst sıralarına bir oyunun adını yazmak gerekir ki, o da bu yazıya konu olacak Undertale.

Undertale, aşırı basit grafikleri ve düzlemsel ilerleyen rpg yapısı ile ilk bakışta çok ilgi çeken bir oyun değil. Çoğu kimse gibi ben de oyunu aldığı çok iyi eleştirilerden sonra denemeye karar verdim. Ama oyunun bir aşk ürünü olduğunu anlamak için 10 dakika oynamam yetti diyebilirim. Açılışında bizi alışık olmadığımız ama çok da uzak gelmeyen bir dünyada karşılıyor. İnsanlarla canavarların büyük bir savaşa giriştiğini, bu savaşı insanların kazandığını ve canavarları yerin altında yaşamak üzere zorladığını anlatıyor bu epilog. Sonrasında ise hiç kimsenin gitmediği bu canavar dünyasına yanlışlıkla düşüyoruz. Karşımızda tatlı ve neredeyse birkaç pixel'den oluşan bir papatya beliriyor ve bize biraz nasihat veriyor. Sonrasında ise bunun kafayı sıyırmış bir yaratık olduğunu anladığımızda, hikayenin en anaç ve ilgi çekici karakterlerinden biri Toriel geliyor. Toriel bizi alıp evine götüren, tatlı mı tatlı bir yaratık. Gerçekten insanı anaçlığı ile öyle sıcacık sarıyor ki, bir yandan oyunun devamını görmek istiyorsunuz, bir yandan da Toriel'in kanatları altından çıkmak istemiyorsunuz.

Papyrus'un evinde romantik bir akşam sizi bekliyor.
Ama oyunun bize sunduğu pek çok sürpriz var. Oyunun sevgi ile donatılmış olduğunun en güzel ifadesi sanırım oyundaki bütün karakterlerle dövüşmek ya da onlarla konuşmak gibi 2 seçeneğin bize sunulmuş olmasından anlayabiliriz. Oyunun bu konuda aldığımız kararlar doğrultusunda tamamen bambaşka yönlere evrileceğini ve bambaşka sonlara ulaşabileceğini de belirtmem gerek. Oyunda random çıkan ve bir şekilde dövüşmeniz gereken yaratıkların her birinin kendine has bir karakteri ve ruhu var. Onunla biraz konuşarak onu tanımanız ve bu sayede onunla dövüşmek yerine, onu ikna ederek veya mutlu ederek dövüşü sonlandırmanız mümkün. Bu şekilde daha az altın ve experience kazanacaksınız, ama oyun sırasında göreceksiniz ki ne altın ne exp size mutluluk veriyor. Oyun size aldığınız kararlar doğrultusunda şok edici gelişmeler hazırlıyor. Hatta şöyle diyeyim, oyunda sevdiğiniz bir karakteri istemeden öldürdünüz, sonra pişman olup kaydetmeden çıkıp geri girdiniz. Oyun bunu görüyor ve yaptığınızı yüzünüze vuruyor. Bir noktada zihninizi okuduğunu düşünmeniz bile olası.

Undertale rengarenk karakterle dolu. En son Grim Fandango'da bu kadar değişik ve orijinal bir cast görmüş olabilirim. Oyundaki karakterler arasında kimler kimler var? Çoğu başta sizin düşmanınız olan ama sonra sizi tanıdıkça size ısınan, bazıları size aşık olan, bazılarına ise sizin aşık olduğunuz, gördüğünüzde köşe bucak kaçtığınız, hatta bir televizyon programına bile konuk olabildiğiniz karakterleri anlatmakla bitiremem. Zaten oyunda size bir cep telefonu veriliyor ve bunu oyun boyunca bol bol kullanabiliyorsunuz. Değişik yerlerde denemenizi tavsiye ederim çünkü eğlenceli diyalogları keşfedebilirsiniz.

Toriel bir oyunda gördüğüm en yürek ısıtan karakter olabilir.
Oyundaki dövüş sisteminden bahsetmemek olmaz. Oyunda eğer yaratıkla karşı karşıya gelirseniz, ikinizin de saldırı için turn-based ilerlemeniz gerekiyor. Yaratığın size saldırısında ise, siz bir KALPsiniz ve bir kutuda duruyorsunuz. Adeta bir arcade oyunu tadında geçen dövüşlerde size doğru gelen piksel parçacıklarından kaçmaya çalışıyorsunuz. Ama onların da değişik renkleri var, bazılarında hareket etmeniz, bazılarında sabit durmanız lazım. Oyun değişik kombinasyonlarla size gelse de, asla ama asla çok zorlaşmıyor combat konusunda. Daha çok sizi komiklikleri ile eğlendiriyor.

Undertale çok basit bir görünüme rağmen, kocaman kalbe sahip bir oyun ve bilgisayar oyunlarını seven herkesin, özellikle dil problemi de yoksa, şans vermesini isterim. Pişman olmayacaksınız, hatta muhtemelen çok etkileyici bir tecrübe yaşamış olacaksınız. Tekrar tekrar oynamak için istek yaratan bir eser.

20 Eylül 2016 Salı

Hearthstone Güncesi #4: Deck Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bir yıldan uzun süredir Hearthstone oynuyorum, daha önceki bölümlerde de bahsettiğim gibi, usta bir oyuncu olduğumu asla söyleyemem. Ama kendimce oynuyorum ve internette yayın yapan oyuncuları da sık sık izliyorum. Bu bölümde genelde maceralarımı paylaşmakla birlikte, değişen meta ile birlikte genel bilgiler vermenin de gerekli olduğunu düşünüyorum.

Öncelikle genel bilgiler

Hearthstone bir kart oyunu ve diğer kart oyunları gibi aslında bir strateji oyunu olarak görmek de mümkün. Burada önemli olan kullandığınız kartların anlamlı ve güçlü olmaları. Kartlar bazen tek başına çok güçlü olmayabilirler, ama kullandığınız deck içinde kendilerine güçlü yerler edinebilirler. Bu da şu anlama geliyor, en saçma görünen kart bile aslında belirli bir amaca sahip. Hepimiz, karşımıza değişik deck'i ile çıkan ve bizi şaşırtan oyunculara denk geliyoruz.

Oyundaki güncel deck'lere "meta" adı veriliyor, yani o sırada moda olan kartların yön verdiği bir durum söz konusu. Bunu hem Blizzard teşvik ediyor, hem de biraz dönemsel olarak kendiliğinden değişiyor. Blizzard son dönemde oyunu wild ve standart olarak 2'ye bölerek bunu biraz daha belli etti. Standart sistemde son yıllara ait kartlar dışında yeni kart kullanamıyoruz. Bir yandan belirli kartları nerf'lüyor, yani belirli kartların mana değerini yükseliyor ya da gücünü düşürüyor. Bu da bu kartın kullanım sıklığını azaltıyor ve meta'yı değiştiriyor. Güncel olarak başarılı olmak istiyorsanız bu meta'yı iyi takip etmeniz ve buna antidot olacak deckler geliştirmeniz gerekiyor.

Temel olarak bir deck

Temel kartlar aslında oldukça güçlü ve hiçbir kart satın almadan da oldukça ilerlemeniz mümkün. Ama yine de en güzel kartlara ulaşmak için bolca pack açmanız gerekiyor. Yeni başlayanların genel yanılgıları, deck'lerini güçlü minion'larla veya büyülerle doldurmak ve karşıdakine saldırmanın iyi bir şey olduğu yönünde. Bu şekilde kazanmak için gerçekten iyi ayarlanmış bir aggro deck'iniz olmalı. Yoksa masayı kontrol edemediğiniz sürece yenilmeye mahkumsunuz. Dengeli ayarlanmış bir deck şunlardan bir parça içerecektir:

1-Mana dağılımı iyi bir deck: Class'ınıza da bağlı olarak ilk ellerde de ortamı boş bırakmamanız gerekiyor. Oyunun ilk 3 eli bir şey oynayamazsınız, bu nedenle 10 manalık güçlü kartlarla dolu bir deck, eğer özel bir strateji içermiyorsa kaybetmeye mahkumdur.

2-Özellikle kartların iyi ayarlanması: Oyunda battlecry, deathrattle, taunt, divine shiled, charge gibi genel ve daha spesifik bir takım özellikleri olan kartlar mevcut. Bunlar olmadan ilerlemeniz zor, çünkü bu kartlar genelde size vuruş gücü kazandırmakla beraber, stratejinin tam olarak ortalığa döküldüğü yerler. Mesela spellmage olan biri, Azure Drake taşımamakla bir hata yapmaktadır. Bu kart hem kendini yenilemekte, hem de size büyü gücü vermektedir. Bunu yapabilen tek bir kart var, o da 1/1'lik bir legendary olan Bloodmage Thalnos. Her class'ın olmazsa olmaz ve rare'den çok da öte olmayan kartları var. Bunları packlerde bulamıyorsanız, kendiniz dust kullanarak yapmalısınız.
3-Kart sayısı: Bunun ne kadar önemli olduğunu anlamak için pro olmak gerekmiyor. Elinde fazla fazla kartı olan kazanır, bunun sebebi de seçim şansınızı artırıyor olması. Sadece yerden kart çekmek zorunda kaldığınız topdeck durumlarında neredeyse hiçbir şansınız yoktur ve yerden işe yaramayan bir kart gelmesi durumunda boşa bir el geçirirsiniz. Bu da kaybetmek anlamına gelir. Bunun için de kart çekecek büyü veya minionları bulundurmanız gerekiyor. Her class'ın bu anlamda kendi büyüleri var, bazıları karşıdakinden bile kart çekiyor (Rogue, priest). Minion olarak ise en sık Azure Drake, Acolyte of Pain, Loot Hoarder göreceksiniz, bu üçünü de öneririm. Priest için Northshire Cleric olmazsa olmaz. Gnomish Inventer ve Cult Master ise ilk sırada önermeyeceğim kartlar. Kart çekmek açısından en sıkıntılı class sanırım Shaman, ama onun da Mana Tide Totem gibi bir harikası var. Bunları elinize almazsanız işiniz zor.

4-Büyüler: Büyüleri birkaç kategoriye ayırmak mümkünse de güçlendirici ve yokedici olarak 2 başlık altına alalım. Güçlendiriciler kendi minionlarınıza ya da direk size, health ya da vuruş gücü verir. Bunlar Paladin veya Druid değilseniz çok da işe yaramaz. Yokedici büyüler ise masayı kontrol etmek amacı ile kullanılınca çok etkilidir. Direk vuran büyüler (Fireball gibi) genelde çok etkilidir ama manası ile orantılı olarak. 4 manaya 6 vurmak çok iyi olabilecekken, 5 manaya 6 vuran bir büyü ancak yokluk sırasında mantıklı görülebilir AOE büyüleri diyeceğimiz alan büyüleri ise ortalığı temizlemek ve birden işleri tersine döndürmek için idealdir. Flamestrike bunların en ideali olup, Consecration veya Lightning Storm gibi örnekleri de düşünebilirsiniz. Bunlardan elinize en az 2 adet alıp, doğru anı beklemelisiniz.

Strateji

Temel konulardan biraz bahsettikten sonra stratejiye geçelim. Oyunda öncelikle hangi class ile oynayacağınıza bağlı olarak her şeyi gözden geçirmelisiniz. Hero Power sizin can damarınız ve kazanmanızı sağlayacak olan da o olacaktır. Her hero power belli bir avantaja sahip. Paladin ile 2 manaya 1/1 basmak saçma görünse de bunlar hem geliştirilebilir, hem de yeri asla boş bırakmadığınız için karşınızdaki rahat edemez. Mage ise 2 manaya 1 vuruyor olsa da, bunu Taunt'u bile aşarak yapabilir ve silah gibi sizin gücünüzden yemez. Bu anlamda kontrol için idealdir. Warrior aldığı zırhı her türlü kullanabilirken, Rogue silahı ve Poison'ı ile ortalığı temizleyebilir. En az işe yarayan kabul edilen Shaman'ın totem gücü bile Totally Totems stratejisi ile çiçek gibi işleyecektir. Tabi classınıza bağlı bir de hızını belirlemeniz lazım. Fast-face-aggro gibi terimler daha çok karşıdakine nefes alacak zaman bırakmayan ve ilk elden itibaren karşıyı zorlayan deckler için kullanılır. Burada karşınızdaki minionlarınızı kırmak için kendininkileri harcayacaktır. Tempo deckler ise tempoyu elinde tutan ve karşıdaki ile itişip kakışan bir yol izler. Strateji burada daha belirgindir ve karşıdakinin yerini temizlemeyi ve ufak ufak onu yaralamayı amaçlar. Fatigue ya da Mill türündeki Rogue deckler ise sizin kartınızı yakmak ve bitirmek üzerine kurulu bir düzenek sergiler. Eğer güç değeri düşük kartlarınız ya da büyüleriniz yoksa hayatta kalma olasılığınız düşüktür. Purify Priest, Pirate Rogue ya da C'thun Warrior gibi daha spesifik deckler de vardır, bunların hazır tarifleri internette olduğu gibi, daha eğlenceli olan sizin kendinizin bunu ortaya çıkarması olacaktır. Buraya şu noktada girmek biraz ayrıntı olacak.

Kartların Değerleri


Genel bilgilere son verirken, son olarak kartların değerlerini nasıl hesaplayacağımızı konuşalım. Bir kart 4 mana ise 8 birim güce sahip olması onu ortalama yapacaktır. Yani 4 manaya 4/4 vuran bir kart ortalamadır ve tercih edilmemelidir. Çünkü 4 manaya daha güçlü bir kart elbette mevcuttur. Kartın ek özelliğinin ona 1/1 eklediğini de düşünmelisiniz. Mesela Azure Drake her deck'te kendine yer bulabilir çünkü 5 mana 10 birimlik güç ister. 4/4lük vuruş, spell damage katkısı ve kart çektirme etkisi ile neredeyse 12 birimlik bir güce ulaşmaktadır. Tabi Divine Shield, Charge ya da Stealth gibi çok yüksek ihtimalle en az 1 vuruş yapaca kartların özellikleri de bu açıdan değerlendirilmelidir. Northshire Cleric 1 manaya 1/3 özelliğine sahip. Bu zaten oldukça iyi bir stat, bununla birlikte kart çektirme ihtimali onu çok daha değerli yapıyor çünkü sağlığı vuruş gücünden yüksek. Bu açıdan bir priest deckinde 2/5lik bir kart tercih ederken, bir hunter deckinde 5/2lik bir şeyi hele de charge ise tercih etmek daha manalı olacaktır. Hele bir Taunt'u gücü düşük olandan seçmek mantıksız olacaktır. Taunt zaten karşıdakine duvar oluşturma amacı içermektedir. Vuruş gücü aşırı düşük olmadıkça çok da önemli değildir. Bu şekilde hesaplarsanız aslında, deckinize almaya değer minionları hemen farkedeceksiniz. 4 manaya 4/5lik Chillwind Yeti artık çok popüler olmasa da zamanının en güçlü 4 manalık kartıydı, öyle düşünün.

Şimdilik burada son verirken, gelen sorular ve yorumlar üzerine bu basic seriye devam etmeyi düşünüyorum.

5 Eylül 2016 Pazartesi

Hearthstone Güncesi #3: One Night In Karazhan Legendary'lerı Pt. 2


Yaklaşık bir seneden uzun süredir sürekli oynadığım bir oyun Hearthstone. Benim zamanım boyunca defalarca kez metamorfoz geçirdi. Son aylarda Whispers of the Old Gods eklentisi ve One Night In Karazhan solo macerası ile oyunun yapısı oldukça değişti. Bu bölümde hearthstone maceralarımı paylaşmayı devam ediyorum. Baştan söyleyeyim, aşmış bir oyuncu değilim, kendi halimde takılıyorum.

Karazhan bize 5 adet yeni legendary kazandırdı. Dün bunlardan 3 tanesinden bahsetmiştim. Şimdi son wing ile gelen ve hikayenin de ana 2 karakteri olan kartlardan bahsetmek istiyorum. (İlk bölümü buradan okuyabilirsiniz.)

Medivh, the Guardian
Medivh zaten Hearthstone'da oynanabilir bir mage karakteriydi. Karazhan ile birlikte artık bir minion olarak da oyuna girmiş oldu. Genç ve yakışıklı Medivh, benim beklentilerimin biraz altında kaldı açıkçası. Diğer adventure'ların final legendary minionları oldukça efsaneydi düşününce. Blackrock Mountain bize Chromaggus ve Neferian gibi hala kullanılan 2 dragon vermişti. The League of Explorers ise pek çok deck'te hala kullanılan Elise Starseeker ve daha nadir olsa da kullanışlı Arch Thief Rafaam'ı veriyordu. Artık Wild dışında kullanamıyor olsak da Curse Of Naxxramas oyunun en iyi kartlarından biri olan Kel'Thuzad ile finali yapıyordu. Medivh'in Mage dışında ne kadar kullanışlı olacağından emin değilim. Belki druid'de de işe yarayabilir. Herkesin aklına ilk Summoning Stone geliyordur. Bu kart artık pek de kullanılmayan Stone'dan daha kullanışlı elbette. Öncelikle yerde 7/7lik bir minion atmış oluyorsunuz. Silah remove eden bir minion atılmadığı sürece de elinizde duruyor. Yeni kartlardan olan Firelands Portal ile ekstra kullanışlı duruyor çünkü bu kart yere 5 manalık bir minion yaratıyor. Üstüne üstlük 7 manalık bir spell olduğu için bir de 7 manalık bir minion daha buluyorsunuz. Elinizde Cabalist's Tome ya da Flamestrike varsa hem karşıdakine ciddi sıkıntı veriyorsunuz, hem de yeri güçlü minionlarla doldurmuş oluyorsunuz. Sadece 3 kere kullanma hakkınız olduğundan yapacağınız büyüleri iyi seçmeniz gerekiyor. Elinizde yüksek manalı büyüler yoksa sizi cimrilik yapmaya zorlayabilir ve bu şekilde oldukça ters tepebilir. Bilemiyorum, aklınıza başka stratejiler geliyor mu? Priest'ler artık Mind Control kullanmıyor, belki Entomb ile işe yarayabilir. Druid desen Nourish ile belki anlamlı olabilir. Rogue, Hunter, Warlock (belki Doom hariç), Warrior için çok işe yarar durmuyor. Yine Paladin için Lay On Hands ile iş görebilir ama çok şüpheliyim kimsenin böyle bir şey yapacağından. Sonuçta ortalama bir legendary ve çok fazla tercih edilmeyecektir.


Prince Malchezaar
Prince Malchezaar, adventure'ın baş kötüsü. Aynı zamanda en ilginç legendary kartı olabilir. Öncelikle bir demon. Tüm classların kullanabildiği bir demon, benim bildiğim başka yok. Bunun ne gibi avantajı olabilir? Warlock'a karşı bir avantaj olması dışında (Demonwrath gibi AOE büyülerinden etkilenmeyecek.) çok fazla şey gelmiyor aklıma gelmiyor. Özelliği ise oldukça kafa karıştırıcı. İlk bakışta oyuna 5 fazla kartla başlamak, hele de bu kartlar legendary minion'lar olunca çok çekici görünüyor. Hele çok iyi legendary'ler gelirse daha da işe yarayabilir ama çok fazla işe yaramaz legendary kart olduğu düşünülünce, bu etki fazlası ile şansa bağlı ve güvenilir olmaktan çıkıyor. Bununla birlikte HS'da genelde deck'ler belli bir strateji üzerine kuruludur, deck'e giren alakasız kartların size lazım olan anahtar karta ulaşmanızı engelleyeceği de bir gerçek. Bu açıdan bakınca aslında ayakbağı olacak gibi görünüyor. Elbette oyuna bu kadar büyük bir rastlantısallık katmak çok çekici geliyor eğlence açısından. (Yogg-Saron gibi mesela.) Prince'in işe yarayacağı deck'ler genelde oyunun fatigue noktasına gideceği deck'ler sanırım. Mesela Mill Rogue'a karşı oynuyorsanız 5 fazla kartla oyuna başlamak sizi oldukça kurtaracak. Ya da bir Warrior olarak karşı tarafı fatigue'e zorlayacak kadar armor biriktirirseniz, karşınızdakini rahatlıkla tüketebilirsiniz. Başka bir strateji de Reno Jackson ile oynayacağınız bir legendary minion deck olabilir. Bu kart elinizde olan Legendary kartların aynısından eklemiyor, bu nedenle yine de elinizde her karttan 1 tane olmaya devam ediyor. Bunu göz onunda bulundurursanız değişik stratejiler kurabilirsiniz.

Evet bu seriye burada noktayı koyarken, yeni HS günlüklerinde görüşmek üzere diyelim. Bir süre tatile çıkacağım için pek bu tür yazılar yazamayacağım. Bu sürede daha çok seyahat yazıları yazacağım. Dönüşte tekrar Karazhan ve oyundaki etkileri üzerine keşiflerimi paylaşmaya devam edeceğim.